12 Nisan Perşembe günü gerçekleştirilen ve önemli
katılımcıların yer aldığı İnsan Kaynakları zirvesi hakkındaki izlenimlerimi
paylaşmak istiyorum.
Zirvede İMKB başkanı, Sn. Sani Şener, Sn. Memduh Boydak,
Sn. Fetteh Tamince… gibi iş dünyamızdan önemli konuklar ve İK yöneticileri
vardı.
Sunuculuğu üstlenen Kadir Çöpdemir espirileriyle katılımcılara son derece keyifli anlar yaşattı.
Zirvenin başında, ekonominin ve şirketlerin mali
göstergelerinin geldiği nokta ve yolunda
olduğu belirtildi. Buda gösteriyor ki İK harcamaları için ekonomik bahanenin ortadan
kalkmış olduğunu. Eğer hala bahane varsa bile bu ekonomik değil vizyonik olmalı.
Zirvenin ana temasını yansıtan sloganı ‘’Yükselen Türkiye,
Yükselen İnsan Kaynakları ‘’ idi. Dikkat
çekilen nokta Türkiye ekonomisi ve şirketlerin krizden fazla etkilenmediği,
mali durumlarının güçlü olduğu ve bunun mimarlarının da çalışanlarının olduğu ,
diğer bir deyişle İnsan Kaynaklarının olduğu vurgulandı.
Benim beklentim de bu
ekonominin İnsan kaynaklarına ne kadar yansıtılacağı..
Genelde her zirvede bu vurgulanır ama nedense bu ekonomi İK
harcamalarına,vizyonuna, politikalarına…
bir türlü yansıtılmaz.
Zirveye giderken Y kuşağı, inovatif İK projeler i gibi konulardan bahsedilecek mi
diye merak etmiştim, Fakat gerek söyleşilerde, gerekse sunucuların anlattığı
içeriklerde bu konulardan malesef bahsedilmedi.
Ayrıca zirvenin bir güne sığdırılmış olması zaman-fayda
açısından son derece yetersizdi.
Zirveye damgasını vuran bir konuşma da, Doğa koleji öğrenci
meclisi başkanı olan daha 18 yaşındaki kız öğrencinin açılış konuşmasındaki
coşkusu, etkileyici tavrı herkesin takdirini kazandı.
Aslında zirvenin vermesi gereken mesajı en başında verdi.
Buradaki önemli detay, benim zirveden beklediğim ama kimsenin değinmediği konuydu.
Göründüğü gibi yeni kuşak coşkulu, hızlı ve kendinden
emin olarak geliyor. Eminim bu kuşağı
anlamamakta ısrarlı yönetici ve İK’cılar için bir gözdağı ve panik
oluşturmuştur.
Bu zirveden neler öğrendik dersek kısa başlıklarla;
- -Ne yaptığımız değil nasıl yaptığımız önemli.
- -Bilgiyi takip eden değil üreten olmalıyız.
-
-Şirketin içindeyken dışarıdan da bakabilmeliyiz.
-
-Yetkinliklerin davranış bazlı olup olmadığını
iyi analiz etmeliyiz.
Sonuç olarak söylemek gerekirse;
İK’nın daha inovatif
, daha sosyal, daha etkili uygulama, fikir ve yöneticilere ihtiyacı var.
Bu ihtiyaç her zirvede kendini ısrarla gösteriyor.
yuksel@yukselerdogan.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder